Votka 1967 kısa film yarışması için çekmiş olduğumuz "o geliyor" isimli kısa filmimiz. Bendeniz dışındaki diğer emeği geçen iki arkadaş ise Aslı Aker ve Gökhan Özdemir. Ellerimize sağlık:)
5 Haziran 2010 Cumartesi
19 Mayıs 2010 Çarşamba
Sigortasız Kargo Sorunsalı
"TAAHHÜTNAME
Yukarıda detayları bulunan kargonun/kargoların orjinal ambalajında olmaması ve/veya ambalajının güvenilirliğini, ürünün niteliğine uygunluğunu üstlendiğimden, iklim şartları ve ... Kargo Servisi A.Ş'nin taşıma standartları içinde YÜKLENMESİ, TAŞINMASI, BOŞALTILMASI velhasıl KARGONUN taşınması sürecinde kargolarda meydana gelebilecek ezilme, kırılma, efsasını yitirme, bozulma veya TAMAMEN HASARLI HALE GELMESİNDEN DOLAYI doğacak zarar ve ziyanlardan ... Kargo Servisi A.Ş sorumlu değildir.
Sorunun gönderici olarak benim/bizim fiilimden/fiilimizden ve emrinden kaynaklandığını, bu taşıma nedeniyle ... Kardo Servisi A.Ş'nin zimmetini dönüşsüz İBRA eylediğimi KABUL ve TAAHHÜT ederim."
Yukarıda okumuş olduğunuz bir kargo şirketi tarafından imzalamamı istenen taahhütnamedir. Yolladığım ürün "orjinal kutusunda" olup içinde de gayet sağlam durmaktadır. Ofisteki bayan "ürününüz 2. el olduğu için sigortasız yollamak zorundayız" demişti bana. Bundan şunu anlıyorum ki bu kargo şirketi ürünümün güvenliğinden kesinlikle sorumlu değil. "Kırarız, dökeriz ama adresine de teslim ederiz." anlayışı hakim şirkette. Ne yani benim bir eşyamı güven içinde yollayabilmem için onun hiç kullanılmamış mı olması gerekiyor? Bu nasıl bir iş ahlâkı anlamış değilim. O gün basiretim bağlandı bir şeyler oldu ve imzaladım kağıdı. Neyse ki bir şey olmadan elime ulaştı ürünüm. Ama ya olsaydı?
Bu konuyu bloğuma taşımamın nedeni de bu tarz "saçmasapan" uygulamara karşı açık gözlü olunması gerektiğini düşünmemdir. Ben ettim siz etmeyin falan.
Yukarıda detayları bulunan kargonun/kargoların orjinal ambalajında olmaması ve/veya ambalajının güvenilirliğini, ürünün niteliğine uygunluğunu üstlendiğimden, iklim şartları ve ... Kargo Servisi A.Ş'nin taşıma standartları içinde YÜKLENMESİ, TAŞINMASI, BOŞALTILMASI velhasıl KARGONUN taşınması sürecinde kargolarda meydana gelebilecek ezilme, kırılma, efsasını yitirme, bozulma veya TAMAMEN HASARLI HALE GELMESİNDEN DOLAYI doğacak zarar ve ziyanlardan ... Kargo Servisi A.Ş sorumlu değildir.
Sorunun gönderici olarak benim/bizim fiilimden/fiilimizden ve emrinden kaynaklandığını, bu taşıma nedeniyle ... Kardo Servisi A.Ş'nin zimmetini dönüşsüz İBRA eylediğimi KABUL ve TAAHHÜT ederim."
Yukarıda okumuş olduğunuz bir kargo şirketi tarafından imzalamamı istenen taahhütnamedir. Yolladığım ürün "orjinal kutusunda" olup içinde de gayet sağlam durmaktadır. Ofisteki bayan "ürününüz 2. el olduğu için sigortasız yollamak zorundayız" demişti bana. Bundan şunu anlıyorum ki bu kargo şirketi ürünümün güvenliğinden kesinlikle sorumlu değil. "Kırarız, dökeriz ama adresine de teslim ederiz." anlayışı hakim şirkette. Ne yani benim bir eşyamı güven içinde yollayabilmem için onun hiç kullanılmamış mı olması gerekiyor? Bu nasıl bir iş ahlâkı anlamış değilim. O gün basiretim bağlandı bir şeyler oldu ve imzaladım kağıdı. Neyse ki bir şey olmadan elime ulaştı ürünüm. Ama ya olsaydı?
Bu konuyu bloğuma taşımamın nedeni de bu tarz "saçmasapan" uygulamara karşı açık gözlü olunması gerektiğini düşünmemdir. Ben ettim siz etmeyin falan.
Ne kadar iyi bir rakı fanatiğisin?
Yeni haberini aldığım bir kampanya başlamış internette. Fikir ve ödüller gerçekten çok hoşuma gitti benim. "Nedir bu kampanya?" dediğinizi duyar gibiyim. Efendim http://tekirdagfanatikleri.com/ adlı siteye giriyoruz ve kısacık bir üyelik forumu dolduruyoruz ve karşımıza bu sofra çıkıyor. Bize "tekirdağ rakısı", "rakı ve sofra adabı" gibi konularda tam 7 tane soru soruyorlar. Eğer hepsini bilirsek fanatikler sıralamasına giriyoruz ve haftanın birincisi biz olursak...3 arkadaşımızla birlikte özel bir fasıl kazanıyoruz.
2. mi olduk, o zaman da ajanda ve iki adet özel kadeh kazanıyoruz.
O da olmassa 3.'ye kadeh veriliyor.
Eh bence süper, inat edip 1. olmaya çalışmak lazım bence. Bu fırsat kaçmaz diyor, kampanya için kendi şansımı denemeye devam ediyorum....
Not: Kampanyanın 6 hafta sürdüğünü ve 4. haftasına girildiğini de unutmayalım. Yani fazla zamanımız yok! :)
15 Nisan 2010 Perşembe
DUYGUSALSINIZ TÜRKİYE'M!
Canım memleketimin insanları hakkında söylenen en yaygın sözlerden…”Bizim insanımız merhametli, duygusal..”. Her daim ezilenin, hor görülenin yanındadır benim memleketim. Ha bu iyi bir şey midir kötü bir şey midir bu konuda çeşitli söylentiler var. Benim fikrimse mantıksız duygusallığın aptallığa işaret olduğudur. Bu ülkenin duygularınla oynamak, ”duygularına oynamak” çok kolay mesela. Kontrol edebilmek, inandırmak, yönlendirmek..inanılmaz kolay. Biz hâlâ bizden çok parası olduğunu bildiğimiz halde sırf “görüntüsü” nedeniyle dilenciye para veren ve bu “sektör”ün devamına neden olan bir milletiz. Güçsüzü ve ezileni oynadığında oyunun galibi olman içten bile değil.
Yarışma programlarına bakalım mesela. En yakın örnekler; “yemekteyiz, yetenek sizsiniz”… Beğenmeyip izlemeyenler olabilir ama öğrenmek istedikten sonra “izdivaç” programından bile bir şeyler öğrenebilir insan. Bense yine ve yeniden ülkem insanının ne kadar aptal olduğunu görüyorum izledikçe. Yemekteyiz de mesela adam iğrenç bir insan ve ev sahibi olduğunu halde bir hafta boyunca “ ben Anadolu çocuğuyum” dediği için o yarışmanın birincisi olabiliyor. Sen Anadolu çocuğuysan diğerleri orospu çocuğumu yani!? Neyse bir diğer yarışmaysa “yetenek sizsiniz”. Birbirinden yetenek”siz” insanın toplandığı bir yarışma. İnsanların hâlâ, jimnastik yapan kıza, org çalıp arabesk söyleyen küçük çocuğa, elinde 3-5 şişe döndüren barmene ve de darbuka çalıp çenesine vurarak garip sesler çıkaran insanlara hayranlık duyabildiğini görünce şoklara giriyorum içten içe. Son örnekteki kişiye gelelim… Bu darbuka çalan yarışmacı çoğu insanın bildiği gibi “ama” idi. Darbuka çalıp çeşitli şarkıları kendi versiyonuyla söylüyordu. Peki bu yetenek miydi? “Allah” kelimesini dilinden düşürmeyen, yarışma ilerledikçe egosu şişen, böbürleşen “ama” gencimiz halk tarafından kahraman gibi görülüyordu adeta. Yarışmanın finalinde kıl payıyla kaçırdı birinciliği..Peki bu başaranının nedeni neydi? Tabi ki “ama” olmasıydı. İşte buna kızıyorum ben. Bu ülkenin insanlarından bu yüzden soğuyorum. Sadece eğlence&tv sektöründe değil siyasette de aynı şey oluyor. Bir politikacının başına bir şey gelsin, ya da kendini “ezilen, güçsüz” göstersin anında “ayyy canım yaa yazık” olmuyor mu ülke? Abdullah Gül nasıl cumhurbaşkanı oldu peki? Bi düşünelim bence. Eğitimsizliğin sonucunda geleneklere, göreneklere ve dine sonsuz tapınan bu halkın büyük çoğunluğu, kendine yakın olana her daim “o bizden “ diyecektir. Sonuçları ve “götürüleri” ne olursa olsun. Ey ülkem sen duygusal olmaya devam ettiğin sürece sırtına semer vuranların ardı arkası kesilmeyecek. Ah benim güzel ülkem.
12 Nisan 2010 Pazartesi
HAĞZIRIM HAĞZIRIM!!!
Evet gördüğünüz gibi ışık hızıyla geri döndüm. Bence pek güzel oldu böyle bloğum..Daha iyi yansıtıyor beni daha "olgun" bir nabruk says olmuş öyle dediler bana.Öyle öyle...Bundan sonra daha da güzel olucak her şey....Merhaba :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)