6 Şubat 2009 Cuma

Başlıksız yazı

Çok huzurlu, gevşemiş ve rahatım şu an.Yine bir banyo sonrası, gözenekler açılmış, nemlendiriciler sürülmüş ardından da güzel bir böğürtlen çayı.hımm mis.Genel olarak yağmur dışında ıslanmayı pek sevmeyen biriyim aslında ama bu rahatlama her şeye bedel.Ayrıca her diş fırçaladıktan sonra ki öpüşme isteğim nedir yahu?Ahua ilginç valla ama öyle. Bu arada sıcak suyla diş fırlamayın bence, hoş olmuyor, denemeyen varsa denememeye devam etsin yani. Soğuk suyla mis gibi gayet fresh valla.Neyse işte öyle.Fön çektirmekten de vazgeçtim bikaç bigudi sardım kafama ortaya karışık bir şey olur heralde ehueh.
Yarın öğlen 12 gibi kalkmam lazım, havuçlu kek yapıcam. Sonra milletle buluşucam, sonra dönüşte kızları alıp eve gidicem. Erkek olsaydım bir önceki cümlem çok havalı olurdu, neyse ziyanı yok. Eve gelince kendi icadım olan "şirin börek"lerden yapıcam. Eve gelmeden dvd almamız lazım unutmayız inş. Plan budur yani.
Adamın biri horon teperken ölmüş lan ne güzel, daha güzel bir ölüm şekli olamaz heralde, uyurken ölmek dışında.
Bir gün öldüğümde cenazem Teşvikiye Camii'nden kalksın lan ünlü mualemesi görmek istiyorum.

Bittibenimki.

Eyzübillamineşeytaniracimbismirrahirrahmanirrahim

Vicdan-red

Chp'nin seçim kampanyasında bulunan
önemli bir proje.Her mahalleye bir Kuran kursu!
Türkiye Cumhuriyeti'nin en zaruri ihtiyacı.Düşünsenize Kuran'ı bilmeyen bir toplum gelişebilir mi?, zengileşebilir mi?, ilerleyebillir mi?ASLAAAAA.
Akşam yemeğinde kuru ekmek-soğan yiyen hatta bunu bile bulamayan zavallı insanlarımız kendilerini Kuran ile besleyeceklerdir.Bedenleri değil ama ruhları doyacaktır ne de olsa değil mi?
Ne gerek var iş gücünü kullanmaya, yeni istihdam sağlayacak kurumlar açmaya, ne gerek var meslek eğitim kurslarını çoğaltmaya?Allahımıza şükürler olsun hamdolsun kriz de vurmaz bizi.
Biz anca insanın "manevi" değerleri üzerinden oyunlar oynayalım, sempati kazanalım, gelişmeye ve geliştirmeye değil oyalamaya ve kandırmaya bakalım.
Bu ne biçim siyaset ne biçim bir kabuk değişimi ne biçim bir kampanya?
Çamaşır makinası dağıt demiyorum ya da kömür ya da yemek çadırları kur demiyorum.
Ama mesela durumu olmayan insanlara özgü "çocuk yuvaları" aç.Ebeveynlerine iş gücü sağla. Akrabalarına değil bu ülkenin her insanına kucak aç.Kendi bakış açında olan insanları zenginleştirip altlarına jeepler sağlayacağına fakirliğe bir çare bul, eşit ol, vicdanlı ol.

Ne diyim ya, neresini eleştireyim, neresine yetişeyim?
Bir tarafını tutsam öbür taraftan fışkırıyor.
Ne bu ülkeye ne bu ülkenin "başına" ne bu ülkenin insanlarına güveniyorum-seviyorum.
Günümüz Türkiye'nin insanı değilim ben, reddediyorum.


5 Şubat 2009 Perşembe

İyi-Kötü

Şey isterdim mesela bir günlüğüne falan bir başkasının gözünle kendimi izlemek...hem de beni hiç tanımayan ama bana uyuz olan insanların gözünle görmek...Hani bakardım neyime gıcık oluyor, yoksa gerçekten sinir bozucu davranışlar mı sergiliyorum, yoksa kişinin kendi gıcıklığı mı?... bunu görmek isterdim.Çünkü mesela bazen merak ediyorum insaniyet baabında nasıl gözüküyorum diye. Mesela biri gelsin ve kişiliğimle, davranışlarımla ilgili bir kusurumu söylesin istiyorum."Çok gıcıksın" gibi salakça ve göreceli yorumlar değil de gerçekten gözlemlenmiş hatalarımdan bahsediyorum işte. Ona göre daha iyi biri olurum belki. Neyse şu an için şikayetim yok, yanlışlarım varsa da sadece kendime zarar veriyorum zaten.
Benim kafam başkasının arkasından iş çevirmek adına çalışmaz çünkü.Sinirlensem de üzülsem de acısını yine kendimden çıkarıyorum milletin suçu ne ki?lol
Bazıları vardır mesela sinirlendiğinde aranır, kaşınır falan...ve genelde ağızlarından "kavga etmek istiyorum, biri bir şey dese de tartışsak" olur zaten. Bence hepiniz ruh hastasısınız.
Bense kendi kendime konuşur, söylenir, işlerimi aksatır, hayatımı aksatır kendime bir güzel zarar verip, sonra toparlanırım.
En güzeli de bu zaten bence kime ne lan senin sorunlarından, bozuk psikolojinden...git zıbar yat salak.

şahsa münhasır

Kendimize ait olan şeylere diğer ortak kullandığımız şeylere verdiğimiz değerden çok daha fazla değer veririz değil mi? Of çok komplike bir cümle oldu farkettim. Kısaca "bize özel" olan her şey daha değerlidir işte. Normal olan da budur zaten. Mesela gitarlarım, mesela meyve çaylarım, Pelin'in bana aldığı termos bardak, indirimle almış olduğum mango&mandalinalı kremim, taşlı piercing kutum, nilüfer kokulu kolonyam....Hepsini çok seviyorum yahu pek değerliler benim için ve kimse dokunsun istemiyorum.Neyse ya asıl sorun fazla özelimin olmaması zaten, belki de bu yüzden bu kadar önemsiyorum ufak tefek eşyalarımı. Mesela kendime ait bir odam yok. Var da yok. Abim var sağolsun. Ama bizim ev ve evdekiler biraz gariptir.. buna ben de dahilim.
Abim salonda yaşar mesela, önünde laptopu'u karşısında tvsi.....orda uyur hatta. Böyle değildi yakın zamana kadar evin düzeni. Öf çok karışık aslında.Kısaca şöyle söyleyeyim; ben odamı annemle paylaşıyorum evet. Bu yüzden bir çok yapmak istediğimi yapamıyorum ben. Aaa bu da dert mi diyenler çıkacak aranızdan. Ama vallahi sorun, hem de kocaman bir sorun. Mesela kendi odam olmadığı için yapamadığım şeylere örnekler vereyim durumun vehametini daha iyi anlarsınız; mesela gitar çalmak istiyorum bıkmadan usanmadan saatlerce, mesela canım sıkkınken sevdiğim müzikleri açıp gece boyunca ağlamak istiyorum, mesela odamın bir köşesinde self timer fotoğraflar çekmek istiyorum, mesela ses kaydı yapmak istiyorum, mesela müziğimin sesini biraz yüksek açmak ve öyle dinlemek onu bıraktım en azından kulaklık dışında bir şeyle dinlemek istiyorum, mesela yalnız kalmak istiyorum ve tek başıma düşünmek, kendimle başbaşa kalmak, kafamı toparlamak, kapımı kapatıp kendi dünyamda yaşamak bazen, mesela tek başıma çıt çıkmadan ders çalışmak...evet artık bunu bile istiyorum ben. Düşündüğünüzde çok basit ama benim için hep içimde bir yerde eksik kalacak şeyler bunlar. Duvarımda, panomda duran haberler, fotoğraflar, notlar, yazılar bile tam olarak bana ait değil, bazen gelip kafalarına göre bir şey takabiliyorlar....evet ben de bunu feci halde kafama takmış durumdayım. Bütünüyle kendime ait bir 4 duvar...az eşyalı, huzurlu, yalnız, sessiz ve bana ait olmalı.Ayrı ev takıntım yok, fakat bu "yalnız kalamama" bu "özelsizlik" beni deli ediyor. İçinden çıkamıyorum, çözümü yok, süresi yok....Boğuluyorum lan.

4 Şubat 2009 Çarşamba

Bok mu var lan?!

Palyaçoları sevmiyorum, hem sevmiyorum hem de korkuyorum.Fotoğrafa aldanıp "IT" sayesinde korktuğumu sanmayın.Woody Allen'ın "haber peşinde" filmini izlerken esti öyle. Çok itici ve ürkünç geliyor palyaçolar. Mesela uzun takma bacaklı deve gibi olan adamları da hiç sevmiyorum.Küçükken Sultanahmet'e gitmiştik ve annem ısrarla o sırık bacaklı adamla fotoğrafımı çekmek istemişti ben de korkup kaçmıştım.O fotoğrafı bulunca sizlerle paylaşıcam söz.
Mesela sirkleri de hiç sevmem adam yerden bilmemkaç metre yüksekte ipin üzerinde yürür herkes onu hayranlıkla izler.İşte maymunlar, aslanlar, filler, zavallı hayvanlar saçma sapan şekillere girer ateş çemberlerinden atlarlar.Çoluk çocuk ana baba salya akıtarak izlerler.Sonra şakşakşak.Böyle mi hayvan sevgisi aşılıyorsunuz lan çocuklarınıza?Kafanızı .ikeyim sizin.Sinirlendim bak, neyse. Akrobasi efenime söyleyim sihirbazlık...bunlar çok saçma geliyor yahu.O şapkadan tavşanı çıkarsan nolur çıkarmasan nolur, bi hilesi olduğunu herkes bilmiyor mu zaten?Salaklar...Şovv biznıızz işte naparsın.Tvlerde görüyoruz bazen, cam yiyen adam, burnundan makarna çıkaran çocuk, gözbebeğinden süt fışkırtıp rekor kırmaya çalışan genç...."Of işiniz mi yok lan?!" diyesim gelmiyor değil.Neyse abi dileyen dilediği gibi yaşar.Ama yine de allah cezanızı versin.