13 Haziran 2010 Pazar

Bu mevsimde yalnız mı olunur?!!


Yaavv kardeşim bu hava da yalnız mı olunur? Çiçekler böcekler, etrafta püfür püfür giyinmiş kızlar, şortlu mortlu erkekler...kelebekler falan.
Etrafta "bu mevsimde yalnızım ulan" diyen bir dünya insanın olması bu entrymin sebeplerindendir. Böyle alıp sevgilini sokaklara koşucaksın, yeşilliğe, maviye, kalabalıklara boğucaksın kendini. Abi sokağa çıkıyorsun, böyle sanki pc oyunundamışsın gibi sürekli karşına aşk pıtırcıkları çıkıyor. Her seferinde insanın içine bi kızgınlık, bir hırs doluyor. Görmemeye çalışıyorsun falan. Yollarda öpüşmeler, sarmaş dolaş haller. Olan var olmayan var, belki ben sizi öyle görüp aşericem, belki o öptüğün adamı canım çekicek. Niye yapıyorsun bunu, niye deşifre ediyorsun özelini? Yazık değil mi? Cidden ama bu mevsimde insanlara yalnızlığı hiç yakıştırmıyorum ve sanırım "yaz aşkı" dediğimiz kavram da bundan dolayı ortaya çıkmış. Mantıklı olabilir. Olmayadabilir.

Evet son olarak da artık bu klipteki çocuk gibi olucam sanırım, önüme çıkan her çifti parçalayasım var.
İzliyoruzzz.

10 Haziran 2010 Perşembe

Hayatımı Sikeyim














"Hayatımı sikeyim" demeye kadar yaşanmış süreçler var tabi, "alışma ve gevşeme, yayılma, boşluğa düşme, sıkılma....ve en son "hayatımı sikeyim" aşaması. Sikip atılası bir hayata sahip olmak, sıkıcı bir insan olmak, paylaşacak şeylerin tükenmiş olması, yapacak şeylerin tükenmiş olması, çözüm önerilerinin kısırlaşmış olması, her şeyin, duvarların üstüne üstüne gelmesi. "Yaza girdik artık bu havada bunalım mı olur?" denilse bile aslında tam da mevsimi, bir yaz daha geldi, kışın yorgunluğunun, stresinin, acılarının, her şeyinin atılması gereken bir mevsime geldik. Sorun şu ki; yaz geldiği halde sorunlar ve çözümsüz denklemler devam ediyor.... "Ne yaptım ki neyin tatilini yapayım amk?" diyorsun, "hakettim mi bu mevsimi ben?" , yok öyle bir şey. "Bana her gün tatil". Mutlu olmak adına tutunacak nedenler arıyorsun, bulamıyorsun, havanın sıcak olması seni bunaltmaktan başka hiçbir boka yaramıyor. Hergün birbirinin aynısı, hiçbir atraksyonun olmadığı, hiçbir yeni haberin olmadığı, hiçbir güzel mailin gelmediği, heyecanlandıracak hiçbir durum veya insanın olmadığı sikip atılası bir hayat. Boşa geçen günler....Sonra herifin biri gelip "sıkıcısın" der hiçbir sikten haberi olmadığı halde. Lan amınakoduğumun çocuğu, ne biliyorsun belki anam öldü, belki bi derdim var, belki bir karın ağrım var, gelip sordun mı orospu analı "neyin var, yardımcı olalım mı?" diye puştun dölü.Ama tabi bu sosyal ağlarda sürekli neşeli, komik, eğlenceli, tespitçi, amınakodumunun şaklabanları olmak zorundayız değil mi? Mutsuzum ben gerizekalı, o yüzden kusura bakma hayatımın aksine heyecan verici ve eğlenceli olamıyorum...doğru orantıda kuruyorum cümlelerimi, kimseye oynamıyorum tuzu kuru ibneler.

5 Haziran 2010 Cumartesi

O Geliyor!!!

Votka 1967 kısa film yarışması için çekmiş olduğumuz "o geliyor" isimli kısa filmimiz. Bendeniz dışındaki diğer emeği geçen iki arkadaş ise Aslı Aker ve Gökhan Özdemir. Ellerimize sağlık:)


19 Mayıs 2010 Çarşamba

Sigortasız Kargo Sorunsalı

"TAAHHÜTNAME

Yukarıda detayları bulunan kargonun/kargoların orjinal ambalajında olmaması ve/veya ambalajının güvenilirliğini, ürünün niteliğine uygunluğunu üstlendiğimden, iklim şartları ve ... Kargo Servisi A.Ş'nin taşıma standartları içinde YÜKLENMESİ, TAŞINMASI, BOŞALTILMASI velhasıl KARGONUN taşınması sürecinde kargolarda meydana gelebilecek ezilme, kırılma, efsasını yitirme, bozulma veya TAMAMEN HASARLI HALE GELMESİNDEN DOLAYI doğacak zarar ve ziyanlardan ... Kargo Servisi A.Ş sorumlu değildir.

Sorunun gönderici olarak benim/bizim fiilimden/fiilimizden ve emrinden kaynaklandığını, bu taşıma nedeniyle ... Kardo Servisi A.Ş'nin zimmetini dönüşsüz İBRA eylediğimi KABUL ve TAAHHÜT ederim."


Yukarıda okumuş olduğunuz bir kargo şirketi tarafından imzalamamı istenen taahhütnamedir. Yolladığım ürün "orjinal kutusunda" olup içinde de gayet sağlam durmaktadır. Ofisteki bayan "ürününüz 2. el olduğu için sigortasız yollamak zorundayız" demişti bana. Bundan şunu anlıyorum ki bu kargo şirketi ürünümün güvenliğinden kesinlikle sorumlu değil. "Kırarız, dökeriz ama adresine de teslim ederiz." anlayışı hakim şirkette. Ne yani benim bir eşyamı güven içinde yollayabilmem için onun hiç kullanılmamış mı olması gerekiyor? Bu nasıl bir iş ahlâkı anlamış değilim. O gün basiretim bağlandı bir şeyler oldu ve imzaladım kağıdı. Neyse ki bir şey olmadan elime ulaştı ürünüm. Ama ya olsaydı?
Bu konuyu bloğuma taşımamın nedeni de bu tarz "saçmasapan" uygulamara karşı açık gözlü olunması gerektiğini düşünmemdir. Ben ettim siz etmeyin falan.

Ne kadar iyi bir rakı fanatiğisin?

Yeni haberini aldığım bir kampanya başlamış internette. Fikir ve ödüller gerçekten çok hoşuma gitti benim. "Nedir bu kampanya?" dediğinizi duyar gibiyim. Efendim http://tekirdagfanatikleri.com/ adlı siteye giriyoruz ve kısacık bir üyelik forumu dolduruyoruz ve karşımıza bu sofra çıkıyor. Bize "tekirdağ rakısı", "rakı ve sofra adabı" gibi konularda tam 7 tane soru soruyorlar. Eğer hepsini bilirsek fanatikler sıralamasına giriyoruz ve haftanın birincisi biz olursak...
3 arkadaşımızla birlikte özel bir fasıl kazanıyoruz.
2. mi olduk, o zaman da ajanda ve iki adet özel kadeh kazanıyoruz.
O da olmassa 3.'ye kadeh veriliyor.

Eh bence süper, inat edip 1. olmaya çalışmak lazım bence. Bu fırsat kaçmaz diyor, kampanya için kendi şansımı denemeye devam ediyorum....

Not: Kampanyanın 6 hafta sürdüğünü ve 4. haftasına girildiğini de unutmayalım. Yani fazla zamanımız yok! :)