18 Kasım 2008 Salı

KÖSTEK

Anlamadığım, üzerinde çok düşündüğüm ama yine anlayamamaya devam ettiğim bir konuya değineneceğim bugün.

Hayatımızdan eksik olmayan köstek'ler. Bizi hep olumsuz eleştirileri, karamsar tahminleri ile olumsuzlaştırmaya meyilli zatlar.
Fikrini merak ettiğiniz insanlara sorarsınız gaflete düşüp...Hatta bazen sormazsınız bile, direk atlarlar.

+"Abi medya sektörünü düşünüyorum ben."
-"Oğlum manyak mısın? Medya sektörü yerlerde, aç kalırsın valla, hem sırf sürünmece, boşver bence sen."
+"Hımm."

Hemen saydırırlar vazgeçmeni, "yaa öyle mi?:/" demeni beklerler.Zayıf kişilikli, insanların fikirlerini kendikilerinden üstün tutan insanlar için yeterlidir bu.

+"Ayşe saçımı mora boyamak istiyorum, yıllardır aklımda vardı boyasam mı sence?"
-"Yaa kızım iyi güzel de çabuk akıyor öyle renkler ya, hem çok dikkat çekersin, rahatsız olursun tepkilerden falan."
+"Hımm haklısın belki de."


Sürekli köstekleyici yorumlar. Kendi fikrini karşı tarafa kabul ettirme çalışmaları.
Zayıf kişilikler dikkat, hayallerinizi, isteklerinizi, fikirlerini üç beş kişinin yorumu, endişesi, önyargısı, egosu uğruna çöpe atmayın.
Her zaman kendi istekleriniz doğrultusunda ilerleyin.
Nasihat dinlemeyin demiyorum dikkat, siz anladınız beni, umarım.
Mesela şu an benim yaptığım nasihat vermek mi emin değilim, sadece tavsiye diyebilirim.
Başkalarının fikirleri peşinde koşmak isteyenlere şimdiden geçmiş olsun.

17 Kasım 2008 Pazartesi

Aslında hep içimizdekiler...

Hayatımızda bazı insanlar vardır.
Hiç görüşmüyor, hiç konuşmuyor
hiç dertleşemiyor, hiç paylaşamıyorken duygularımızı
onlarla
Yine de onların orda bi yerde oldukları
gerçeği mutlu eder, huzur verir bize
N'olursa olsun orda kalsınlar isteriz
Belki en yakınımızdaki kişilerden çok daha fazla
kaybetmemek isteriz onları
Kopmuş gibi olsak ta onlardan, aslında kopmamışızdır,
herkesden fazla güç verir varlıkları.
Geçmişimizi, güzel anılarımızı paylaştığımız insanları çıkarmak
istemeyiz hayatımızdan.
İçimizde yaşatırız onları
Eski dostluklar, eski kan kardeşleri, evcilik oyunlarımızın, ilkokul sıralarımızın,
lisedeki kankalarımızın, çok uzakta da olsa aslında çok yakın olan tüm insanların...
yeri apayrıdır biz de hepsinin.
Hepsi ayrı bir iz bırakmıştır hafızamızda,
İz bırakanlar unutulmaz demiş sevgili grup Vega.
Unutmamak lazım o zaman,
Öldürmemek lazım içimizdeki anıları.
Tozlu sayfalara gömmemek lazım.

10 Kasım 2008 Pazartesi

Ata'ya özlem. . .

10 Kasım saat 9'u 5 geçe....Uyuyordum bugün.Duymak istemedim o sirenleri. Çok kötü oluyordum çünkü her seferinde, kanım donuyordu o sireni dinlerken...Ama yine gizleyemedim gözyaşlarımı, televizyonu açıp haberleri izlemeye koyuldum.Seni gördüm...sesini duydum, son nefesini verdiğin yatağını gördüm...Ağlıyorum Ata'm ağlıyorum senin için, erken gidişin için...ülkemin düştüğü bu berbat durum için...Hep içimde "sen olsaydın" deyişler...Görüyorum etrafımda senin fotoğrafların, herkes seni konuşuyor, herkes senin yasını tutuyor.Seni seven de sevmeyen de senin yasını tutuyor.Asıl neye ağlıyorum biliyor musun Ata'm? Seni anlamayanlara, senin miraslarını köreltmeye çalışanlara karşı hiçbirşey yapılamamasına ağlıyorum.Bu ülkenin "başına" gelenlere ağlıyorum.Ama bir yandan da seni seven insanları görünce umutlanıyorum.Seni bize unutturamayacaklarını bildiğim için içim rahat.Ama mesele seni unutmak değil, mesele senin devrimlerini koruyabilmek..gericilere prim vermemek.İşte beni korkutan ve üzen bu.Seni seviyorum, seni özlüyorum, seni anlıyorum,senin değerlerine sahip çıkıyorum, seni unutturmuyorum.
Bu millet haysiyetini, şerefini, soyunu, soyadını, özgürlüğünü, herşeyini SANA BORÇLU.
İyi varsın Ata'm, iyi ki bizimlesin, iyi ki içimizdesin.
Asla ölmeyeceksin.

6 Kasım 2008 Perşembe

KRİZ


Kriz geliyorum diyor, belki sesi uzaktan boş geliyor, önemsenmiyor, fırtınadan önceki esintiler belli ki rahatsız etmiyor, hükümetceğizi. Dolar tavan yapmış, piyasalar durgunlaşmış, halk alışverişten çekiniyor. Ama "sayın" Başbakanımız "hamdolsun" diyor. Olsun olsun.Nasılsa sen zengin ettin yedi sülaleni... Dolar yükselmiş, fazla da düşmeyecekmiş, pc ve fotoğraf makinası alma hayallerimi erteliyorum bu yüzden.(ÖTV'ye de ayrıca lanetlerimi iletiyorum.)

Medya sektörü desek yerlerde, kanallar, ajanslar işçi çıkarmanın peşinde...belli ki diğer sektörler de aynen öyle...
Yandık ki ne yandık, 3 şeye 5 kuruş verirken şimdi 9-10-15 kuruş vereceğiz. Alıştık ama halkçana böyle ezilmeye, baştakilerde ezmeye.Halbuki KDV oranları düşse ne rahatlar şu halk değil mi?Zaten verdiğimiz vergilerin nereye gittiği ortada, ya lalelere gider, ya milletvekili yakınlarına.Doldurun doldurun ceplerinizi, bu halk nereye kadar sabredecek bakalım.

30 Ekim 2008 Perşembe

Blog nedir? Neden yazılır? Neye yarar? falan filan...



Günümüzde oldukça fazla kullanılıyor bu blog olayları, ben de uzun zamandır blog tutan biri olarak değinmek istedim bu konuya.
Blog nedir?Neden yazılır? Neye yarar? vs vs. . .
Blog benim görüşüme göre bir rahatlama, sesi duyurma, duyguları ve düşünceleri paylaşma platformudur.
Seni anlatması için vardır o yazılar hiçbirşeyi kanıtlama amacı yoktur.Ne çok yaşanmışlık gerektirir ne de kelime dev gibi haznesi.En ufak bir travmada sayfalarca yazı yazabilirsin, döke döke bitiremessin hissettiklerini. Paylaşmam gerek hissettiklerimi ya da düşündüklerimi dersin. Belki yalnız hissediyorsundur kendini, belki çok kızgınsındır kalp kırmamak için dökersin satırlarını...belki....belkilerin sonu gelmez heralde.
İnsanoğlu bu, karmaşıktır duyguları, bazen saçma, bazen anlamsız, bazen isyankar, bazen çok bilmiş, bazen karışık, bazen yalnız, bazen kibirli, bazen de öfkeli...
Hesap soramassınız, neden diye, yargılayamazsınız onu, saçma bulabilirsiniz ama saçma olduğunu iddia edemezsiniz. Tercihinize bağlıdır zaten, genelde kimse gözünüze sokmaz yazdıklarını en fazla reklamını yapar, tıklayıp okumak ya da okumamak size kalmıştır. Okuyup beğenmemekte size kalmıştır.
Kimsenin ihtiyacını gidermek için yazılmazlar, ama bazen neşelendirir, bazen hüzünlendirir, bazen düşündürür yazdığınız satırlar, bazen "aa ben de böyle düşünyorum/hissediyorum, aa benim de başıma geldi bu" dersiniz kendinizi görürsünüz satırlarda, hoşunuza gider "yalnız değilmişim" dedirtirler size...Ama en büyük yararı yazar kişiyi rahatlatmasıdır heralde, düşüncelerini bir şekilde aktarır, paylaşır ve deşarj olursun...

Şimdi bu yazıyı merak edip okursanız tabi ki ne mutlu bana, beğenirseniz mutlu da olurum hatta.
Böyle işte, yazıyoruz, rahatlıyoruz, beğeniliyoruz ya da beğenilmiyoruz hiç problem değil, aynen devam....
=)