5 Şubat 2009 Perşembe

şahsa münhasır

Kendimize ait olan şeylere diğer ortak kullandığımız şeylere verdiğimiz değerden çok daha fazla değer veririz değil mi? Of çok komplike bir cümle oldu farkettim. Kısaca "bize özel" olan her şey daha değerlidir işte. Normal olan da budur zaten. Mesela gitarlarım, mesela meyve çaylarım, Pelin'in bana aldığı termos bardak, indirimle almış olduğum mango&mandalinalı kremim, taşlı piercing kutum, nilüfer kokulu kolonyam....Hepsini çok seviyorum yahu pek değerliler benim için ve kimse dokunsun istemiyorum.Neyse ya asıl sorun fazla özelimin olmaması zaten, belki de bu yüzden bu kadar önemsiyorum ufak tefek eşyalarımı. Mesela kendime ait bir odam yok. Var da yok. Abim var sağolsun. Ama bizim ev ve evdekiler biraz gariptir.. buna ben de dahilim.
Abim salonda yaşar mesela, önünde laptopu'u karşısında tvsi.....orda uyur hatta. Böyle değildi yakın zamana kadar evin düzeni. Öf çok karışık aslında.Kısaca şöyle söyleyeyim; ben odamı annemle paylaşıyorum evet. Bu yüzden bir çok yapmak istediğimi yapamıyorum ben. Aaa bu da dert mi diyenler çıkacak aranızdan. Ama vallahi sorun, hem de kocaman bir sorun. Mesela kendi odam olmadığı için yapamadığım şeylere örnekler vereyim durumun vehametini daha iyi anlarsınız; mesela gitar çalmak istiyorum bıkmadan usanmadan saatlerce, mesela canım sıkkınken sevdiğim müzikleri açıp gece boyunca ağlamak istiyorum, mesela odamın bir köşesinde self timer fotoğraflar çekmek istiyorum, mesela ses kaydı yapmak istiyorum, mesela müziğimin sesini biraz yüksek açmak ve öyle dinlemek onu bıraktım en azından kulaklık dışında bir şeyle dinlemek istiyorum, mesela yalnız kalmak istiyorum ve tek başıma düşünmek, kendimle başbaşa kalmak, kafamı toparlamak, kapımı kapatıp kendi dünyamda yaşamak bazen, mesela tek başıma çıt çıkmadan ders çalışmak...evet artık bunu bile istiyorum ben. Düşündüğünüzde çok basit ama benim için hep içimde bir yerde eksik kalacak şeyler bunlar. Duvarımda, panomda duran haberler, fotoğraflar, notlar, yazılar bile tam olarak bana ait değil, bazen gelip kafalarına göre bir şey takabiliyorlar....evet ben de bunu feci halde kafama takmış durumdayım. Bütünüyle kendime ait bir 4 duvar...az eşyalı, huzurlu, yalnız, sessiz ve bana ait olmalı.Ayrı ev takıntım yok, fakat bu "yalnız kalamama" bu "özelsizlik" beni deli ediyor. İçinden çıkamıyorum, çözümü yok, süresi yok....Boğuluyorum lan.

4 Şubat 2009 Çarşamba

Bok mu var lan?!

Palyaçoları sevmiyorum, hem sevmiyorum hem de korkuyorum.Fotoğrafa aldanıp "IT" sayesinde korktuğumu sanmayın.Woody Allen'ın "haber peşinde" filmini izlerken esti öyle. Çok itici ve ürkünç geliyor palyaçolar. Mesela uzun takma bacaklı deve gibi olan adamları da hiç sevmiyorum.Küçükken Sultanahmet'e gitmiştik ve annem ısrarla o sırık bacaklı adamla fotoğrafımı çekmek istemişti ben de korkup kaçmıştım.O fotoğrafı bulunca sizlerle paylaşıcam söz.
Mesela sirkleri de hiç sevmem adam yerden bilmemkaç metre yüksekte ipin üzerinde yürür herkes onu hayranlıkla izler.İşte maymunlar, aslanlar, filler, zavallı hayvanlar saçma sapan şekillere girer ateş çemberlerinden atlarlar.Çoluk çocuk ana baba salya akıtarak izlerler.Sonra şakşakşak.Böyle mi hayvan sevgisi aşılıyorsunuz lan çocuklarınıza?Kafanızı .ikeyim sizin.Sinirlendim bak, neyse. Akrobasi efenime söyleyim sihirbazlık...bunlar çok saçma geliyor yahu.O şapkadan tavşanı çıkarsan nolur çıkarmasan nolur, bi hilesi olduğunu herkes bilmiyor mu zaten?Salaklar...Şovv biznıızz işte naparsın.Tvlerde görüyoruz bazen, cam yiyen adam, burnundan makarna çıkaran çocuk, gözbebeğinden süt fışkırtıp rekor kırmaya çalışan genç...."Of işiniz mi yok lan?!" diyesim gelmiyor değil.Neyse abi dileyen dilediği gibi yaşar.Ama yine de allah cezanızı versin.

3 Şubat 2009 Salı

kedi boku kahvaltı...

Geçen gün tuvaletteyken dilime bir melodi takıldı sonra sözleri yazmaya başladım.Malum Türk'ün aklı...
Neyse baktım gayet güzel bir şarkı oluyor çıkana kadar unutmamak için sürekli tekrarladım.Baya baya hoşuma gitmişti, duygulandım falan hatta.
.......................
..........
.....
Şarkıyı kaydetmeyi unutmuştum.
Şu an aklıma geldi, ama şarkı hafızamdan tamamen uçup gitmişti.
Kendimi göçmüş hissettim, küçük bir çocuğun leziz dondurmasını yere düşürmesi sonrası yaşadığı hayal kırıklığı tadında işte benimkisi de...

Bu arada bu olayı hep yaşıyorum ben
Hafızama sokiyim afedersiniz.
yuhsaattekaçolmuş
fak.

2 Şubat 2009 Pazartesi

hiiii!!!!

buneşimdi?

N'apıyorum ben yahu?Resmen o'nu takip ve taklit ediyorum.Evet seni taklit ediyorum.
Öff ayrıntıya girmek istemiyorum çünkü tamamen paranoyakça takip edildiğimi de düşünüyorum.
Çok ilginç,o'nu tanıyorum o'nu biliyorum ve O'nun özel olduğunu düşünüyorum.Hepinizden farklı.İnsanlardan korkmama neden olan o yapaylık o artniyet o kibir yok onda.
Sürekli onunla ilgili yeni şeyler öğrenmek istiyorum, o'nu duymak, o'nu görmek, o'nu okumak....
Aşık değilim.
Ama farklı bir his bu.Tarif edilemeyecek bir merak var içimde.Of çok acayip.
Arkadaşı ya da sevgilisi olmak istemezdim mesela, istemezdim demeyim de "arkadaşı ve sevgilisi olma arzusu içinde değilim."
Sadece o'nu daha fazla tanımak....sürekli o'ndan haberdar olmak....
Sessizce ve uzaktan...tam platonikler gibi konuştum, ama dediğim gibi bir aşk ya da tutku barındırmıyorum o'na dair içimde.
Sadece diğer insanlardan farklı olduğunu görmenin verdiği bir heyecan bu.
Ve açıkçası çok boktan bir durum bu.