12 Nisan 2010 Pazartesi

TADİLAT NEDENİYLE KAPALIYIZ!

Yepyeni bir içerik ve tasarım için kısa bir süreliğine tadilat modunda girdim efenim.
Kısacık bir aradan sonra tekrar beraberiz.
Nabruk says yeni yüzüyle pek yakında!!

9 Nisan 2010 Cuma

ÇOCUK OLMAK VE TEKNOLOJİ


Sene 1988..kasım 16 akşamüstü saat 17.00 civarı. Bendeniz doğmuşum. Ucundan dibinden yakaladım diye 80leri çok mutlu ve gururluyum aslında belki çok saçma olsa da.80lerin sonu 90ların başı çocuğu olmak gerçekten de lezzetli bir durum. Mükemmel bir dönemde dünyaya gelmiş olduğumuzdan anlatacak, paylaşacak, hatırlayacak çok güzel şeylerimiz var.İnsanlığın, aşkların, çocuk oyunlarının, bayramların, ramazanın, yılbaşlarının..hiçbir şeyin tadının kaçmadığı bir dönemde yetiştik biz.”Nerde o eski bayramlar” diyen bir jenerasyonun sonlarındayız biz. Çocuk oyunlarının körelmediği, sabah çıkıp hava kararana kadar (hatta karardıktan sonra bile) sokaklarda oynadık biz. Akşamları saklambaç oynamak çok zevkli oluyordu mahallede. Arkadaşlar arası mücadeleler de yok değildi hani. Kötü arkadaşlıklarım oldu aslında, ama yaşadığım güzel çocukluğumun yanında bir hiçti onlar…Ebe tura bir ki üç oynardık. Lastik oynardık, evcilik oynar, aldığımız bütün abur cuburları hemen yer oyunu bitirirdik, sonra kendimize uyuz olurduk. Erkekler top oynardı, misket oynardı, tasolarla ve futbolcu kartlarınla oynarlardı. Kızları bizim bahçeye doldururum, sevmediklerimi almazdım bahçeye, üzülürler, içeride neler yaptığımızı merak ederlerdi.Hani nasıl topun sahibi insan söz sahibi olur ya ben de bahçesi olan kız olarak mahallenin demirbaşıydım. Sonra arkadaşlarımla aram bozuldu. Mahallede hiç akranım kalmamıştı. Ben de öğretmenliğe heveslendim. Kocamaaaan bir yazı tahtası uydurdum kendime bi masanın parçasından. Bir sürü tebeşir aldım, sınıf listesi yaptım ve mahallenin küçük kızlarına öğretmenlik yapmaya başladım. Bildiğin öğretmendin ama, sınıf listem, cetvelim her şeyim vardı.Bildiğin okul sisteminde işliyordu dersler. Veliler de pek memnundu bu durumdan.Gel zaman git zaman biz büyüdük ve kirlendi dünya…desem aslında o kadar da geyik olmaz bence.Yine aynı mahallede aynı bahçeli evde yaşıyorum ben, o küçük kızlar büyüdü serpildi ben de koca hatun oldum. Hala her dışarı çıktığımda “pelin abla pelin abla” diye seslenirler bana, “pelin abla çok şıksın, pelin abla saçın çok güzel olmuş, pelin abla gitarın ne renk?” hala seviyorlar pelin ablalarını…



Asıl konuya gelemedim bir türlü şimdi fark ettim, bu yazıyı yazmamın sebebiyse dün birkaç sokak ötede yürürken gördüğüm misket oynayan çocuklardı. Bi mutlu oldum bi heyecanlandım, az kalsın bozuyordum misketlerini de hopladım son anda çıktım dalgınlıktan. Dedim “çocukluk ölmemiş”. Çünkü bakıyoruz şöyle bir şu anki çocuklara, yaptıklarına, bildikleri oyunlara, bilgisayar odak noktaları olmuş. Oyuncakları sadece bebeklik aşamasında kullanır olmuşlar. Robotlaşmışlar. Artık mahallemize dönen salıncak arabası gelmiyor, macuncu amca da gelmiyor. En çok ilgi gören şeyse tabiî ki futbol. Onun dışında çocuklar çocuk gibi değiller. Hani “büyümüş de küçülmüş.” lafı vardır ya ben nefret ediyorum o cümleden. Ne gerek var yani, çocuk gibi davran sen zaten büyüyünce istesen de istemesen de hayatın sorumluluğu altına gireceksin, acele etme büyümek için. Neyse bu yazıyı hiçbir çocuk okumayacağı için ben sadece içimi rahatlatmış oldum sanırım.




Şimdi soruyorum.Çocukluk öldü mü sizce de?







8 Nisan 2010 Perşembe

Pozitif tv'nin yeni projesi Men E Men yayında!!


Pozitif tv'nin yeni projesi men-e-men uzun uğraşlar ve çabalar sonucu izleyicilerle buluştu.Bu projede, "yarar holding" bünyesindeki bir call center'da çalışan iki yakın arkadaşın yaşadıkları anlatılıyor. Murat Karakaş ve Genco Çağlar'ın oynadığı Men-e-Men'de yönetmenliği Özge Bürkev, senaristliği Aslı Aker ve Genco Çağlar, kurguyu bendeniz Pelin İpçioğlu ve müziği de Zardanadam üstlenmiş bulunuyor. İnternet televizyoncuğunun yeni yeni filizlenmekte olduğu şu dönemde pozitif tv çok fazla örneğini göremeyeceğimiz bu çalışmasıyla sizlerin ilgisini ve desteğini bekliyor. Hızlı bir başlangıç yaparak 3 bölüm birden yayınlanan men-e-men'i aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

www.pozitiftv.com

Men e men'in facebook hayran sayfası;

www.facebook.com/pages/Menemen/105834612787966?ref=ts

Feedfriend sayfası ;

http://friendfeed.com/menementv


İlginiz ve desteğiniz için şimdiden teşekkürler....
:)

21 Mart 2010 Pazar

YOK SANA

Keyifli bir pazar günü. Hiçbir şey canımı sıkamaz heralde.Canınızı sıkma ihtimali olan insanlara ve durumlara koca bir nah çekiyorum.Siz de bunu yapın.NAH CANIMI SIKARSINIZ.




18 Mart 2010 Perşembe

kendini tenkit et!

Kendine söz geçiremediğin zamanlar olmuştur eminim.Başın götün ayrı oynuyordur. Düşünmeden hareket ettiğin, arada farkında vardığın ama yine de devam ettiğin hareketler vardır elbet kandırma bizi. İşte insan bu durumlarda kendi kendini tenkit edebilmeli, bunun için bir şeyler yapabilmeli bence. Mesela ben sapıtıyorum bu aralar, garip garip düşünceler geliyor aklıma..HALLENİYORUM. Kendime bir yol buldum ben. Herkes kendine sahip çıksın, akıllı olsun..en azından bunun için uğraşsın diye sizle paylaşıyorum.Şimdi aç bi tane word dosyası kendine...ister kötü özelliklerini ve hatalarını, aaama bence... yapman gerekenleri ve kendine aşılaman gerekenleri en büyük puntoda yazmaya başla.Yaz yaz üşenme sayfalarca yaz.Sonra başa git aşağıya kadar yine üşenmeden okumaya başla.Rengini KIRMIZI yaparsan senin için daha uyarıcı olur.Gayet basit ve istikrarlı olursan güzel bir yöntem.
Çünkü insanlar her zaman sana destek olamaz, her zaman saçmalamanı engelleyemezler.Kendi kendini gaza getirmen ve güçlü kalman gerekiyor.E en nihayetinde şu naciz bedenin ve ruhundan sen sorumlusun ÇABUK TOPARLAN!
















örn; tenkit içerikli word sayfası (temsili)

Tedavide başarılar dilerim efenim.












Bu arada alakasız ama şu mor koltuk benim olsa ne güzel olurdu lan.