10 Mart 2010 Çarşamba

İçimdeki Savaş

Oda sıcaklığına bırakılmış bir kalp var masada

Benimse sol tarafımda kocaman bir boşluk..

Gerisin geriye koyamıyorum, artık eskisi gibi değil

Çürümeye yüz tutmuş kalbim.


Çaresizliğin ne olduğunu şimdi anlıyorum

Bildiğimi sanıyormuşum bunca zaman

Aynaya baktığımda güçsüz bir ben görüyorum.

Buğusunu silmeden her şey netleşmeden kaçıyorum hemen oradan.


Düşüncükçe büyüyor sorular kafamın içinde

Düşünmesem yok olacaklarmış gibi sanki

Kendimi suçluyorum yine

İçimdeki savaş yine kendimleymiş anlıyorum.


Mutluluk ihtimalini artık kurmuyorum hayallerimde

En az mutsuz olmanın yollarını arar olmuşum

Kırılmamanın çarelerini sorar olmuşum

Kendi kendimi yiyip bitiyormuşum..


Artık perdeleri açmaz olmuşum

Karanlık düşlerime yetmiyormuş güneş

Ben de vazgeçmişim uğraşmaktan

Karanlıkta kendimle kalmışım zavallıca.

İçimdeki şizofrene inat bir umut besliyor kalbim

Akılların alamayacağı sabrı gösteriyorum hayata

Kendimi tanıyamıyorum, inanamıyorum

Bunun oyunun adı mutsuzluksa ben galiba başroldeyim.

sözlük

Hüzünlerin ortasındayken ben


Ben konuşuyorsam, anlaşılmak istiyorumdur, anlatamıyorumdur
Ben gülüyorsam gerçekten mutluyum demektir
Ben gözlerine bakmıyorsam, uzak kalmak istiyorumdur senden
Ben bağırıyorsam, isyan ediyorumdur, çabalıyorumdur
Ben ağlıyorsam kalbim gerçekten acımıştır, korkuyorumdur daha fazlasından
Ve ben susuyorsam artık kelimeler tükenmiştir, söylenecek söz kalmamıştır
Ben dalıyorsam uzaklara, kararsızımdır, endişeliyimdir gelecek adına
Ben düşünüyorsam uzun uzun hep çözüm aramak içindir emin ol
Ben düşünmeden ağzıma geleni söylüyorsam içim dışım bir demektir, tutamam
Ben özlüyorsam seni demektir ki her gün hayalinde uyuyorum
Ben susuyorsam ve ben yazıyorsam hislerimi satırlara
Anla ki senle ben çok ayrı kafalarda…
Anla ki başaramıyorum bana seni, seni sana anlatmayı…
Yapamıyorum fazlasını satırlara ağlamaktan başka.

4 Mart 2010 Perşembe

İNSAN ÜZMEK…

Çok kolay bir şey insan üzmek. Parmak şaklatmak kadar kolay hem de. Birisini üzmek mi istiyorsunuz? Hoşlanmadığı şeyi yapın olsun bitsin, siz de keyifle olanı biteni izleyin. Şeytan mısınız siz kardeşim yapmayın öyle şeyler. Ama yapanlar var bak, görüyorum ben. Hem geçiyo ki elinize anlamıyorum. Üzdün, kırdın, incittin eee noldu sonra? Nedir bunun bir ileriki seviyesi? Heee bir de üzdüğünüz kişi sevdiğinizse o zaman tam bi bulmaca. Neden ki yani anlamadım neden yapar bunu bir insan? Çok mu zevkli bir şey ben de mi denesem diyorum bunu? Sevdiğini nasıl üzer insan ya da üzdüğünü kişinin onu daha ne kadar sevmesini bekler ki? Enteresan sorular bunlar. Çok çirkin hareketler bunlar.

28 Şubat 2010 Pazar

Efe - Mini Mall (ısrarla paylaşıyorum)




Bence çok başarılı ya animasyonlar olsun sözler olsun müzik olsun.
Tekrar tekrar paylaşıyorum hıh.

7 Şubat 2010 Pazar

AMU (Ad-Meslek Uyumu)

Bazen saçma şeylere takılıyorum evet. Ama bu seferki takıntı değil de bir sanılgı olabilir evet.
Konuya gelirsek artık, hani böle bazı isimler vardır, sahibinin yaptığını işle acayip uyum sağlar. Başka bir ismi olsaydı o mesleği yapmazdı gibine gelir. Gibime gelir daha doğrusu.
Mesela bir Osman Sınav'ı manav olarak düşünemem, ya da bir Hülya Avşar'ı terzi olarak göremem ben. Okan Bayülgen'in muhasebeci olduğunu ya da...
O isimler o işler için yaratımış diye düşünürüm, sonra kafayı yediğimi düşünürüm.
Sıra kendime gelir sonra, "bir Pelin İpçioğlu'ndan ne olur lan?" diye sorarım kendime. Sonra "bir bok olmaz lan" der karamsarlığa düşerim.
Aslında yönetmenliğe yakışır bi adım var lan. Düşün bi roll caption'da YÖNETMEN PELİN İPÇİOĞLU falan.Ayy heyecan yaptım. Aslında sonu "oğlu" ile biten soyadlarını şanssız buluyorum ben. Fazla özel ve akılda kalıcı değiller bence. Ama benimki öyle değil lan. Bi kere adımla soyadım arasında ulama var, yani akıcı oluyor bayaa(bkz. peli nipçioğlu).Tamam daha fazla saçmalamadan gidiyorum by.