Bugünümü tanımlayan kelime ve kelime öbekleri;
Kocamustafapaşa-gümüşsuyu-taksim-florya-yeni bosna-yusufpaşa-kocamustafapaşa.
Endişeler.
Korkular.
Boşvermeler.
Kaçışlar.
Sıcak hava.
Havasız otobüs.
Yanda oturan hamur kokulu teyze.
Boş su şişesi.
Kontörsüz bir telefon.
Patlamış mısır.
Efes fıçı.
Pişmaniye.
100bin baloncuk.
günlükümsü şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlükümsü şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Mayıs 2009 Cuma
5 Mayıs 2009 Salı
Nasıl evlatlar yetiştirdim ben bilmem ki.
........................................Annem
........................................Annem
27 Nisan 2009 Pazartesi
love me do
Otobüste bir çift;
Kız: Saçındaki jölenin kokusu buraya kadar geliyor.
Erkek: Kapa çeneni.
...
Kız: Saçındaki jölenin kokusu buraya kadar geliyor.
Erkek: Kapa çeneni.
...
İnsanın başına en fazla ne kadar aksilik gelebilir?
Sabah evden çıkmıştım, şemsiye almadığım için ahmak ıslatan yağmurda ahmakça ıslanıyordum.
Ayağımda en açık renkli ayakkabımla...
Okula gittim, ders yoktu, son iki derse girdim falan.
Bir baktım zaten şarjı az olan mp3üm kapanmamış çalıyor "ha siktir" dedim içimden, neyse.
Yağmurdan korunmak için paltomun kapşonunu kapatıyorum ama o ısrarla kafama entegre olmayıp kendini aşağı salıveriyor, pes ediyorum.
Derken dönüşte, otobüste en sevdiğim şarkı başlamışken lanet mp3üm kapanıyor, deniyorum deniyorum açılmıyor.
Lanetler içerisinde uykusuz'u çıkarıp okumaya başlıyorum.
Hangi aptal açmışsa açmış otobüsün camını, süpersonik bir hızla yandan geçen otomobil su birikintisini direk otobüsün içine benim üzerime sıçratıyor, uykusuzum piç oluyor.
Lanet etmelere devam ediyorum.
Eve doğru yaklaşıyorum ve dün gece annemle tekele giderken anahtarımı aldığımı ve anahtarın diğer paltomun cebinde kaldığını hatırlıyorum.Neyse annem evdedir diyorum.
Annem evde yok.
Yarım saat evin karşısındaki apartmanda oturup bekliyorum.Yine lanetler ederek.
Annem geliyor sonra abim geliyor.
Kıbrıs'tan yaklaşık 20 gün sonra gelen abim compact olduğu için beğenmediğim ama yine de çoğu zaman şükrettiğim fotoğraf makinamın arkadaşı tarafından yere düşürülüp bozulduğunu söylüyor.
Sinirlenemiyorum abim uzaktan geldiği için, içim içimi yiyor....
İşte bu kadar...
Günün tek sevindirici olayıysa, abimin kıbrıstan gelirken Baileys(benim isteğim), Bacardi ve J&B almış olmasıydı.
Ayağımda en açık renkli ayakkabımla...
Okula gittim, ders yoktu, son iki derse girdim falan.
Bir baktım zaten şarjı az olan mp3üm kapanmamış çalıyor "ha siktir" dedim içimden, neyse.
Yağmurdan korunmak için paltomun kapşonunu kapatıyorum ama o ısrarla kafama entegre olmayıp kendini aşağı salıveriyor, pes ediyorum.
Derken dönüşte, otobüste en sevdiğim şarkı başlamışken lanet mp3üm kapanıyor, deniyorum deniyorum açılmıyor.
Lanetler içerisinde uykusuz'u çıkarıp okumaya başlıyorum.
Hangi aptal açmışsa açmış otobüsün camını, süpersonik bir hızla yandan geçen otomobil su birikintisini direk otobüsün içine benim üzerime sıçratıyor, uykusuzum piç oluyor.
Lanet etmelere devam ediyorum.
Eve doğru yaklaşıyorum ve dün gece annemle tekele giderken anahtarımı aldığımı ve anahtarın diğer paltomun cebinde kaldığını hatırlıyorum.Neyse annem evdedir diyorum.
Annem evde yok.
Yarım saat evin karşısındaki apartmanda oturup bekliyorum.Yine lanetler ederek.
Annem geliyor sonra abim geliyor.
Kıbrıs'tan yaklaşık 20 gün sonra gelen abim compact olduğu için beğenmediğim ama yine de çoğu zaman şükrettiğim fotoğraf makinamın arkadaşı tarafından yere düşürülüp bozulduğunu söylüyor.
Sinirlenemiyorum abim uzaktan geldiği için, içim içimi yiyor....
İşte bu kadar...
Günün tek sevindirici olayıysa, abimin kıbrıstan gelirken Baileys(benim isteğim), Bacardi ve J&B almış olmasıydı.
16 Nisan 2009 Perşembe
doğurmak annelik değildir!!
Annesi tarafından terkedilmiş minnacık bir kedi yavrusunu beslemek, insan yavrusunu beslemekten çok daha zor.
Daha önce birçok kez bakmışlığım vardı ama aradan baya zaman geçmişti.
Onu şırıngalarla beslemek, işemesi için ıslak pamuklarla yardım etmek.
Ağlamasın diye sürekli sevip öpmek.
Sanıldığından çok daha zor.
Ama yine de mutlu ediyor insanı.
Cici anne olmak kolay değil azizim =)
Kedilerimle ilgili bir son gelişmeden bahsedeyim; gebeş olan kedimiz terkedilmiş yavruya sahip çıktı, bugün aralarındaki koklaşma sonucu ilginç bir etkileşim oldu ve gebeş kedim Tavşi, sahipsiz kediciğimizi evlat edindi, ona sahip çıktı, hatta şuanda onu emzirmekle meşgul.Böylelikle ilkkez hamile kalan kedimiz daha doğurmadan bebek emzirmiş bulunuyor.
Hem bebeğimiz annesiz kalmadı diye mutluyuz hem de üzerimizdeki zor yük kalktığı için...
Annelik böyle bir şey işte, üveymiş özmüş hiç önemli değil.
:)
Daha önce birçok kez bakmışlığım vardı ama aradan baya zaman geçmişti.
Onu şırıngalarla beslemek, işemesi için ıslak pamuklarla yardım etmek.
Ağlamasın diye sürekli sevip öpmek.
Sanıldığından çok daha zor.
Ama yine de mutlu ediyor insanı.
Cici anne olmak kolay değil azizim =)
Kedilerimle ilgili bir son gelişmeden bahsedeyim; gebeş olan kedimiz terkedilmiş yavruya sahip çıktı, bugün aralarındaki koklaşma sonucu ilginç bir etkileşim oldu ve gebeş kedim Tavşi, sahipsiz kediciğimizi evlat edindi, ona sahip çıktı, hatta şuanda onu emzirmekle meşgul.Böylelikle ilkkez hamile kalan kedimiz daha doğurmadan bebek emzirmiş bulunuyor.
Hem bebeğimiz annesiz kalmadı diye mutluyuz hem de üzerimizdeki zor yük kalktığı için...
Annelik böyle bir şey işte, üveymiş özmüş hiç önemli değil.
:)
13 Nisan 2009 Pazartesi
record!!
Biz blogçular hakkında bir kısa film çekmeyi düşünüyorum dostlar.
Hatta şu an aklımda geldi desem bana inanın.
Bu arada bitirme projem hakkında fikirlerim gittikçe netleşiyor, bir belgesel çekmeyi düşünüyorum. Konusunu da hafif çıtlatayım çingenelerle ilgili bir belgesel olacak.
O olmazsa psikolojik bir kısa film düşünüyorum, senaryo hakkında keşiflerim sürüyor...
Hadi bakalım umarım en iyisini yapıcam.
Bittiği zaman da burda sizinle paylaşıcam söz =)
Hatta şu an aklımda geldi desem bana inanın.
Bu arada bitirme projem hakkında fikirlerim gittikçe netleşiyor, bir belgesel çekmeyi düşünüyorum. Konusunu da hafif çıtlatayım çingenelerle ilgili bir belgesel olacak.
O olmazsa psikolojik bir kısa film düşünüyorum, senaryo hakkında keşiflerim sürüyor...
Hadi bakalım umarım en iyisini yapıcam.
Bittiği zaman da burda sizinle paylaşıcam söz =)
12 Nisan 2009 Pazar
29 Mart 2009 Pazar
Seçim, Seçin,Seç, Seçiz, Seçsiniz, Seçler...
Seçim heyecanı her yerde.
Nasılsa aynı hoşaf beyinliler aynı isimleri üste çıkaracak.
Neyse yine de küçük umut pıtırcıkları var kalbimizde...
Birazdan gidicem oy atmaya.
Hayırlısı olsun.
Nasılsa aynı hoşaf beyinliler aynı isimleri üste çıkaracak.
Neyse yine de küçük umut pıtırcıkları var kalbimizde...
Birazdan gidicem oy atmaya.
Hayırlısı olsun.
26 Mart 2009 Perşembe
şimdi bunlardan banane diyeceksin
Sürekli bir şeyler içme isteği vardır bende.Kitap okurken, pc başındayken, tv izlerken, ödev yaparken 7/24 bir şeyler içme isteği falan. Gerçi içtiğim şeylere göre işeme oranım baya az.Neyse, içmeyi en çok sevdiğim şeyler alkolsüz olarak nescafe, meyve çayları,bergamotlu çay, şeftali suyu..alkollülerde bira, tekila, martini, votka(portakalı bol) ....neden şimdi bunları anlatma gereği duydum ben de bilmiyorum lan. Çay içiyorum şu an ordan aklıma geldi. Normal çay sadece evde içiyorum ya dışarda içmem asla. Çok acı oluyor. Paşa çayı diye tabir ettiğimiz kıvamda içerim ben.Öyle işte.
Bu arada baya baya dia müdavimi oldum ben, kurabiyelerinden sonra küp gofretlerini keşvettim.2 lira falandı.
Tavsiye ederim.
Bu arada baya baya dia müdavimi oldum ben, kurabiyelerinden sonra küp gofretlerini keşvettim.2 lira falandı.
Tavsiye ederim.
11 Mart 2009 Çarşamba
Alınacaklar listesi...
İnsanların alması gereken şeyler asla bitmiyor.Hele parası yoksa.Parası olmayınca daha fazla şeye ihtiyaç duyuyor üstelik.Mesela şöyle düşündüğümde alınması gerekenler ve almak istediklerim diye iki çeşit liste var kafamda.Alınması gerekenler listesindekiler genelde almak için çok can atmadığım ama bir zaman sonra alınması zaruri olacak şeyler.Almak istediklerim listesi ise çok daha kalabalık ve pahalı bir liste. Hayyamdaydım bugün, adamlara durumu anlattım, telefon falan verdim, haber bekliyorum.Canon eos 400d ya da 450d, nikon d70 veya d80 adaylar arasında, mecbur 2. el alıcam artık.Bu arada iş bulmam lazım.Part time falan. Ayrıca Sony DCR-SR37E dijital kameraya da platoniğim bu aralar. Ama biraz kara sevda türünde bizimkisi, dağları falan delmem gerek kavuşmamız için =)
Bu arada demin kahve pişirdikten sonra en sevdiğim bardağa doldurdum ve kendisi sıcağa dayanamayıp çatladı.
Gerçekten çok üzgünüm şu an.İnsanın sevdiği şeyleri kaybetmesi çok yazık.Çok çatlamadığı sadece suyu sızdırdığı için artık kalemlik olarak kullanıcam kendisini...senle kahve içmek güzeldi sevgili bardağım...elveda.
Son olarak ta Obama'lı Garanti Bankası reklamına çok gülüyorum, başarılı gerçekten.
:D
Bu arada demin kahve pişirdikten sonra en sevdiğim bardağa doldurdum ve kendisi sıcağa dayanamayıp çatladı.
Gerçekten çok üzgünüm şu an.İnsanın sevdiği şeyleri kaybetmesi çok yazık.Çok çatlamadığı sadece suyu sızdırdığı için artık kalemlik olarak kullanıcam kendisini...senle kahve içmek güzeldi sevgili bardağım...elveda.
Son olarak ta Obama'lı Garanti Bankası reklamına çok gülüyorum, başarılı gerçekten.
:D
21 Şubat 2009 Cumartesi
Muhallebi Hikayesi
Saat 23.40...alarmlarım çalmaya başladı...
Tatlı krizi!!!!!!!!
Evet yine o an, şekerim düşmüş, vücudum "çikolataaaaaaaaaaaa" diye haykırıyor.
Benim tatlı zevkim çikolata ve türevleridir çünkü.
Aman allahım ölüyorum saat geç olmuş dışarı çıkamıyorum.Evde de çikotalanın ç'si yok.Ağlıcam sinirden tekmeliyorum sağı solu öyle böyle değil. Bir sinir bir gerginlik. Evet düşündüğünüz gibi malum günlere geliyoruz sanırım, çünkü hiç böyle bir tatlı ve sinir krizi görmemiştim kendimde.
Evde aranıyorum, mutfağı didikliyorum ve sonunda ampüllerim yanıp sönmeye başladı!!
Biraz süt biraz şeker biraz pirinç unu ve bolca kakao....Sonunda krizimin ilacını bulmuştum.
Muhallebi yapacaktım!

İşe koyuldum, şekerim az vardı yalnız.Muhallebimi pişirmiş kaselere koyarken buzluğumdan vişneleri aldım ve arasına yerleştirdim.
Sonra üstlerini hindistan cevizleriyle süsledim.Gülücükler yaptım.Güzel oldular.Şu an şeftali suyu eşliğinde tadıyorum fakat şekeri az koyduğum için az şekerli olmuş.Ama bitter çikolatalı muhallebi gibi olmuş =)
Fakat ne kadar krize girsem de fazla tatlı yiyemiyorum yetti iki kaşık ehhe.
Gece yarısı tatlı krizine girerseniz gayet pratik bir çözüm bence.

===>>> :)
Afiyet olsun.
Auahah =)
Tatlı krizi!!!!!!!!
Evet yine o an, şekerim düşmüş, vücudum "çikolataaaaaaaaaaaa" diye haykırıyor.
Benim tatlı zevkim çikolata ve türevleridir çünkü.
Aman allahım ölüyorum saat geç olmuş dışarı çıkamıyorum.Evde de çikotalanın ç'si yok.Ağlıcam sinirden tekmeliyorum sağı solu öyle böyle değil. Bir sinir bir gerginlik. Evet düşündüğünüz gibi malum günlere geliyoruz sanırım, çünkü hiç böyle bir tatlı ve sinir krizi görmemiştim kendimde.
Evde aranıyorum, mutfağı didikliyorum ve sonunda ampüllerim yanıp sönmeye başladı!!
Biraz süt biraz şeker biraz pirinç unu ve bolca kakao....Sonunda krizimin ilacını bulmuştum.
Muhallebi yapacaktım!

İşe koyuldum, şekerim az vardı yalnız.Muhallebimi pişirmiş kaselere koyarken buzluğumdan vişneleri aldım ve arasına yerleştirdim.
Sonra üstlerini hindistan cevizleriyle süsledim.Gülücükler yaptım.Güzel oldular.Şu an şeftali suyu eşliğinde tadıyorum fakat şekeri az koyduğum için az şekerli olmuş.Ama bitter çikolatalı muhallebi gibi olmuş =)
Fakat ne kadar krize girsem de fazla tatlı yiyemiyorum yetti iki kaşık ehhe.
Gece yarısı tatlı krizine girerseniz gayet pratik bir çözüm bence.

===>>> :)
Afiyet olsun.
Auahah =)
17 Şubat 2009 Salı
Bir sabah işkencesi
Saati 6ya kurdum, sonra düşündüm düşündüm 8e kurdum.Malumunuz telefonum olmadığından elektronik saati kurdum-ki kendisinden hiç hoşlanmam- yattım.Sonra 8 gibi annem uyandırdı, "saati yanlış kurmuşsun" diyerekten.Deli gibi uykum var kalkamıyorum ama."9'da kalkıcam" dedim ve annemin söylemleri arasında uykuya daldım.9 oldu annem "kalk artık" dedi yine söylemlerine devam ederken uyanmak zorunda kaldım.
Kalktım yüzümü yıkadım, süt koydum.Ama o kadar kötü hissediyorum ki kendimi.Canım hiçbir şey yapmak istemiyor falan.Hele dışarı çıkmak mı aslaaa!!
Annem omlet yapmış onu atıştırdım.Bilgisayarı açtım, oyalanıcak yer arıyorum işte.Ne giysem falan gardolabın önünde dikiliyorum iki saat.Sonra salladım evdekilere ders 12de diye yarım saat daha uyucam 11de kaldırın beni dedim.11 oldu annem yine geldi.Sonra gitti."Anneeeee, gelsene" diye seslendim, geldi. Açtım yorganımı "gel" dedim. Geldi yanıma girdi sarıldım uyumaya koyuldum.Sonra kalktım "hadi sinemaya gidelim senle" dedim.Güldü yok "ortalığı süpürücem, okulu astın yine maşallah" deyip kalktı.Sonra uyudum.
Bu kadar.
Kalktım yüzümü yıkadım, süt koydum.Ama o kadar kötü hissediyorum ki kendimi.Canım hiçbir şey yapmak istemiyor falan.Hele dışarı çıkmak mı aslaaa!!
Annem omlet yapmış onu atıştırdım.Bilgisayarı açtım, oyalanıcak yer arıyorum işte.Ne giysem falan gardolabın önünde dikiliyorum iki saat.Sonra salladım evdekilere ders 12de diye yarım saat daha uyucam 11de kaldırın beni dedim.11 oldu annem yine geldi.Sonra gitti."Anneeeee, gelsene" diye seslendim, geldi. Açtım yorganımı "gel" dedim. Geldi yanıma girdi sarıldım uyumaya koyuldum.Sonra kalktım "hadi sinemaya gidelim senle" dedim.Güldü yok "ortalığı süpürücem, okulu astın yine maşallah" deyip kalktı.Sonra uyudum.
Bu kadar.
16 Şubat 2009 Pazartesi
Hırsız'a Serzeniş...
Dün telefonumu çaldırdım.Evet "ohaa yine mi lan?" deyişlerinizi duyuyor gibiyim buradan.Bu 3. çünkü.
Ulan hâlâ bir telefona sahip çıkamıyorum ne öküzüm. Normalde yolda yürürken falan biraz avare olduğum için sürekli kaptırıyorum telefonları.
Hayır üzülmüyorum telefonum zaten külüstür, bozulmaya yüz tutmuştu.Ama numalaralarım gitti ona baaya üzüldüm.Sonra çook sevdiğim bir arkadaşım "siktir et ya sana ulaşmak isteyen ulaşır noları kaybetsen n'olur?" dedi ve yüreciğime su serpti. Ama yine de boşluğa düştüm ben, seviyordum telefonumu.Zaten 2. eldi aldığımda yani çalan sanofabiç pek hayrını göremeyecek.Hafıza kartı da yoktu içinde, gün içinde fazla mesajlaşırsanız şarjı hemen bitiyordu.Yine de sana sesleniyorum hırsız "allah cezanı versin ve öyle bir şeyin çalınsın ki hayatın mafolsun-ki hırsızlık yaptığına göre hayatın sikilmiştir senin ya neyse beddua bedduadır.- inşallah!
Yarın hattıımı alırım, neyse ki telefonum var, telefonumu pek önemsemez kullanmazdım ama şimdi olmayınca değerini anladım, iletişim kuramıyorum kimseyle demnit!
Ulan hâlâ bir telefona sahip çıkamıyorum ne öküzüm. Normalde yolda yürürken falan biraz avare olduğum için sürekli kaptırıyorum telefonları.
Hayır üzülmüyorum telefonum zaten külüstür, bozulmaya yüz tutmuştu.Ama numalaralarım gitti ona baaya üzüldüm.Sonra çook sevdiğim bir arkadaşım "siktir et ya sana ulaşmak isteyen ulaşır noları kaybetsen n'olur?" dedi ve yüreciğime su serpti. Ama yine de boşluğa düştüm ben, seviyordum telefonumu.Zaten 2. eldi aldığımda yani çalan sanofabiç pek hayrını göremeyecek.Hafıza kartı da yoktu içinde, gün içinde fazla mesajlaşırsanız şarjı hemen bitiyordu.Yine de sana sesleniyorum hırsız "allah cezanı versin ve öyle bir şeyin çalınsın ki hayatın mafolsun-ki hırsızlık yaptığına göre hayatın sikilmiştir senin ya neyse beddua bedduadır.- inşallah!
Yarın hattıımı alırım, neyse ki telefonum var, telefonumu pek önemsemez kullanmazdım ama şimdi olmayınca değerini anladım, iletişim kuramıyorum kimseyle demnit!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)