12 Ağustos 2008 Salı

hayatın gösterdiği NAH'lar bitse bi yerde keşke

son yudumumu içtim biramdan...ohh dedim sonra,hafif uykum var, gözlerim kapanmakta, ellerim uyuşmakta, yine o şarkıyı dinliyorum, yine o melodi çınlıyor kulağımda tutamıyorum ellerimi, bırakıyorum, onlarda yazmaya vuruyorlar kendilerini, hadi bakalım diyorum, yaz kafandan geçenleri! sakın silmeye kalkma geri, yaz hadi ve rahatla, ne kork ağzı bozuk cümlelerden, ne de alınmasından kork birilerinin, küfürler yağdırasım geliyor yine satırlarıma, ama içimdeki salon kadını sus diyor pranga vuruyor ellerime,susmalıyım yada konuşmalıyım ellerim yorulana kadar,tırnaklarımda çok uzamış ses çıkarıyor sanırım yazarken, yavru kedilerim uyanır mı sence? yalnızım sevgili sanal defterim yalnıızm ve mutluyum mutlu değilim ama mutluyum, ya da mutlu değil de memnunum, hiç durmadan yazmak geliyor içimden, yine o şarku yine o satırlar,yine yalızlığa vurulmuş satırlar, yine zavallı ruh halleri, yine boşluklar,yine dolduracak şeyler bulamama telaşı, yine bir adet ben yiine bu siyah sayfa, yazmaya devam et diyor tanımadığım insanlar,buyrun devam ediyorum,ellerim bilinçsiz,sorgusuz sualsiz yazıyorlar, en güzeli aslında HİÇBİRŞEYYY DÜŞÜNMEMEKKK yazmak öylesine umarsızca,sıkılıyorum bazen bu halimden,ahhh o şarkııı,delirtiyor beni bir şizorfrenin girdiği sinir krizine girmek istiyorum, ve sanki sevişmek bu şarkı eşliğinde, hangi şarkı mı?listemdeki ikinci şarkı bebeğim?bbeim derken?kim lan ? bana ihanet mi ediyorsun yoksa?? skeri belanı kaşar!!!!!!!!!
ay pardo bazen kendimle çatışırım da....şarkıdan olsa gerek yine...
ne kolay olmuş seni seviyorum demek...deme lan bana seni seviyorum falan,kimse demesin ililkleinde hiisedene dek....


SEVMEYİN LAN BENİ!İNANMIYORUM O PİSLİK RUHLARINIZA...

tamam yazmıcam daha...

yok lan yazıcam..ama çizgimi bozmak istemiyorum sevgili sanal kağıt, böyle yalnız zavallıı.siktiri boktan bikaç yazı sanırım ya da bunlar..

koyver gitsin.

31 Temmuz 2008 Perşembe

Silgim kalemimden önce bitiyor...

Evet,silgimin kalemimden önce bittiği dönemlerdeyim, hep eksik tutuyorum birşeyleri, ya da fazla, gereksiz olanları.Sonra yazacak sayfam kalmıyor. Çaresizce üzülüyorum, zaman geçiyor yeni sayfalar geliyor önüme...yine aynı şeyler..Silgimin gücü yetmiyor yaptığım yanlışlara, kalemim çaresiz, sayfalarım karalanmış ve harcanmış, ellerim yorgun ve pişman..."Keşke"yle başlayan cümlelerim "iyi ki"yle bitmeli artık.Yorgun olmayan bir el, az kullanılmış bir silgi, bitmek üzere olan bir kalem, az ve öz cümleler barındıran sayfalar....Zor değil sanki.

29 Temmuz 2008 Salı

akıp giden değerler

Her gözyaşı bir çentik duvarımda,her gözyaşı bir eksik parça ruhumda yerlere akıp giden...Eksiklerimi,yanlışlarımı,farkında olmadıklarımı hatırlatmaya çalışan gözyaşları...Her fırsat buluşunda özgürlükten uzak özgürlük düşkünü gözyaşları,karışık üç beş satır,karanlık ve anlamsız birkaç fotoğraf karesi,ruhu titreten,darma duman eden birkaç şarkı,birkaç nota,damakta hoş anılar bırakan birkaç tad,özlemle anılan,iç çekilen gülüşler,yalan yanlışta olsa yine söylenmesini istediğin nasihatler...sıcacık bir öpücük ruhunu ve bedenini dalgalandıran,güzel bir deniz manzarası gözünün önünden gitmeyen,yada içini acıtan o küçücük fakir kız çocuğu,saniyelik mutluluk veren tadlar,kokular,sesler,gülüşler,söyleyişler...hepsi akıp gider bir gün gözlerinden.

Sen!Yaşa.Yaşa ve tadını çıkar hayatın.

16 Temmuz 2008 Çarşamba

insanlara inanmıyorum

samimiyetsiz samimiyet gösteren insanlar...altında mutlaka bir çıkar yatıyordur eminim...yoruldum,gerçekten sıkıldım,kimseye güvenmiyorum,inanmıyorum,bana en yakın insanların sözlerinin altında bile kötülük arıyorum,ki haksız değilim,öyle ki insanlar sırtlarını onlara dönemeyeceğin kadar korkunçlar!gülücükler saçıp iyilikler yaptığın sürece sevilir ve sayılırsın,ama iki arama,bi süre görüşme anında unutulursun,sevdiğini sandığın insan saniyesinde normal hayatına geri döner ve sen üzüldüğünle,değer verdiğinle kalırsın....neyse ya neyi kime anlatıyorum,kimi kime şikayet ediyorum...boşa yoruluyorum.

sığ kişilikler,sığ arkadaşlıklar,sığ ilişkiler....


sıkıldım,hemde çok.

10 Temmuz 2008 Perşembe

Ah be Şenay!(yılan dansına özlem...)


Ah be Şenay,vah be Şenay!


geçen televizyonda gördüm tanıyamadım,bugün de metro da reklam panosunda gördüm,takım elbisesini çekmiş üstüne,saçlar yana doğru düzgünce taranmış,parmakları dudağının üzerinde "sus" işareti yaparak yine "sus" isimli albümünü tanıtıyor sayın Fatih Ürek.şaşırdım,ürktüm, sevindim,sonra aniden üzüldüm...hepsi 10 saniyede oldu bunların,sonra alaycı ve acı bi tebessümle geçtim önünden.Hayır anlamıyorum zaten Türkiye bu konularda gelişmemiş,dar görüş açısına sahip bir ülke,ve bu ülke Fatih Ürek gibi bir karaktere,transparan bluzlara,otrişlere,feminen davranışlara alışmışken,neden böyle bir şeye kalkışıp adamı hokkabaza çevirirsin...evet doğrudur oldukça iyi bir pazarlama biçimi bu,düşünsenize "Fatih Ürek ibne değil mi yoksa?" söylentileri dolaşmaya başladı bile,ama eminim ki mutlu değil kendisi,şuan öyle hissettiğini düşünürsek bile eski halini özlüyordur eminim,püfür püfür transparanlar,leopar desenli dar bluzlar,özgür bir stil....şimdi ise yazın ortasında o programdan bu programa takım elbiselerle koşturan,kasıntı,eskisi gibi hoplayıp zıplamayan bir Fatih Ürek!hadi seni anladım Şenay yüzün ve fiziğin travestileri çağırıştırıyor yapacak birşeyin yok maalesef...ama rahat bırakta insanlar i.neliklerini özgürce yaşasın değil mi?