26 Kasım 2008 Çarşamba

ıssız adam ve hatırlattığı hissizlikler. . .


çok konuşuldu, çok beğenildi, çok ağlattı insanları...
gittim ben de...
izledim...
ağladım...bolca hem de.

ağlarken neden ağladığımı düşündüm.
sadece hikayeye, karakterlere ağlıyordum diğer insanların aksine.
diğerleri, filmde kendi geçmişleri, eski ve belki de istemeden yaşamak zorunda kaldıkları
ayrılıkları hatırladılar ve ağladılar...
kimbilir vardır belki benim gibiler de...
benim gibi duyguları sönük, geçmişini ve geçmişindekileri zerre kadar özlemeyen
duygusuz gözyaşı döken...
sıcacık gözyaşlarının ardında buz gibi bir kalp barındıran.

keşke içine kalbimin atıp buzlarını çözdürebileceğim bir mikrodalga fırın olsaydı...
tekrar sızlayabilse...acı çekebilse...heyecanlansa.

ööfff hadi.
duygularımı geri istiyorum.

19 Kasım 2008 Çarşamba

şeffaf insan

Seviyorum lan eksik, kötü, zayıf yönlerini açıkça ve içtenlikle ortaya döken insanları...

..kendini kötüleyerek "aslında ben çok şeffafım" imajı çizmeye çalışan insanlardan bahsetmiyorum tabi.

Ne bileyim iyi, övünülecek, güzel noktalara değinmek kolaydır, ama tepkilere, yorumlara, bakış açılarına kulak asmayıp "ben buyum" diyen, önden baktığınızda arkasını görebileceğiniz insanların az olduğunu düşününce, öpüp, sarıp sarmalayasım geliyor bu tür insanları. Endişe etmiyorsunuz onları dinlerken, onlarla paylaşırken çünkü. . . arkalarında yalanlar, tezgahlar, hayal kırıklığı yaratacak silahlar saklamıyorlar çünkü.Muahh lan.

yarım elma gönül alma...

18 Kasım 2008 Salı

KÖSTEK

Anlamadığım, üzerinde çok düşündüğüm ama yine anlayamamaya devam ettiğim bir konuya değineneceğim bugün.

Hayatımızdan eksik olmayan köstek'ler. Bizi hep olumsuz eleştirileri, karamsar tahminleri ile olumsuzlaştırmaya meyilli zatlar.
Fikrini merak ettiğiniz insanlara sorarsınız gaflete düşüp...Hatta bazen sormazsınız bile, direk atlarlar.

+"Abi medya sektörünü düşünüyorum ben."
-"Oğlum manyak mısın? Medya sektörü yerlerde, aç kalırsın valla, hem sırf sürünmece, boşver bence sen."
+"Hımm."

Hemen saydırırlar vazgeçmeni, "yaa öyle mi?:/" demeni beklerler.Zayıf kişilikli, insanların fikirlerini kendikilerinden üstün tutan insanlar için yeterlidir bu.

+"Ayşe saçımı mora boyamak istiyorum, yıllardır aklımda vardı boyasam mı sence?"
-"Yaa kızım iyi güzel de çabuk akıyor öyle renkler ya, hem çok dikkat çekersin, rahatsız olursun tepkilerden falan."
+"Hımm haklısın belki de."


Sürekli köstekleyici yorumlar. Kendi fikrini karşı tarafa kabul ettirme çalışmaları.
Zayıf kişilikler dikkat, hayallerinizi, isteklerinizi, fikirlerini üç beş kişinin yorumu, endişesi, önyargısı, egosu uğruna çöpe atmayın.
Her zaman kendi istekleriniz doğrultusunda ilerleyin.
Nasihat dinlemeyin demiyorum dikkat, siz anladınız beni, umarım.
Mesela şu an benim yaptığım nasihat vermek mi emin değilim, sadece tavsiye diyebilirim.
Başkalarının fikirleri peşinde koşmak isteyenlere şimdiden geçmiş olsun.

17 Kasım 2008 Pazartesi

Aslında hep içimizdekiler...

Hayatımızda bazı insanlar vardır.
Hiç görüşmüyor, hiç konuşmuyor
hiç dertleşemiyor, hiç paylaşamıyorken duygularımızı
onlarla
Yine de onların orda bi yerde oldukları
gerçeği mutlu eder, huzur verir bize
N'olursa olsun orda kalsınlar isteriz
Belki en yakınımızdaki kişilerden çok daha fazla
kaybetmemek isteriz onları
Kopmuş gibi olsak ta onlardan, aslında kopmamışızdır,
herkesden fazla güç verir varlıkları.
Geçmişimizi, güzel anılarımızı paylaştığımız insanları çıkarmak
istemeyiz hayatımızdan.
İçimizde yaşatırız onları
Eski dostluklar, eski kan kardeşleri, evcilik oyunlarımızın, ilkokul sıralarımızın,
lisedeki kankalarımızın, çok uzakta da olsa aslında çok yakın olan tüm insanların...
yeri apayrıdır biz de hepsinin.
Hepsi ayrı bir iz bırakmıştır hafızamızda,
İz bırakanlar unutulmaz demiş sevgili grup Vega.
Unutmamak lazım o zaman,
Öldürmemek lazım içimizdeki anıları.
Tozlu sayfalara gömmemek lazım.